ÇANAKKALE VE İSTANBUL BOĞAZLARI AĞ MANİALARI
 
Amiral Lorey'in Türk sularında deniz hareketleri kitabının 1936 'da Dz. Yarbay Tekirdağlı H.Sami tarafından Genelkurmay Başkanlığı 9. Deniz Şubesi için hazırladığı çevirisinden alınmıştır.Yarbay H.Sami'nin Amiral Lorey'in tercümesini yapmakla kalmayıp anlaşamadığı konularda kendi yorumunu da katması ilginçtir.Tercüme lisanı 1936 Türkçesi ve grameridir.Bilhassa böyle bırakılmıştır.
HARİTA
FOTOGRAFLAR
ANASAYFA
Vinç GPS bilgisi: N40derece 11. 910' ve E026 derece 22.027'

Türkiyenin büyük harbe girmesi ile beraber düşman ve bilhassa İngiliz denizaltı gemileri sık sık Çanakkale boğazına ve Marmara denizine giriyorlardı. Konulan mayın Manialarına ve Çanakkalenin sıkı bir surette karakol edilmesine rağmen 25 - Mayıs - 1915 te bir denizaltı gemisi "İstanbul" önüne kadar gelmeye ve şehir önünde yatan "Doyiçe Le vante Liniye" ye mensup (Stambul) vapurunu torpidolamaya muvaffak oldu. Bu vapura atılan ikinci bir torpito isabet etmiyerek rıhtıma çarptı ve onu hasara uğrattı. Bu vaka, fena tesir icra etti; bu sebeple tekerrürünü gayrı mümkün kılmak için (Çanakkale) boğazının temamen kapanması lâzım geldi. Her halde gerek bu vak'a ve gerek düşmanın yapmış olduğu tacizler bu kapamaya müştereken amil oldular. Çanakkale boğazındaki mevziî şerait, şimdiye kadar teşebbüsün faide temin edecek bir surette yapılabilmesini gayrı mümkün göstermişti. Çanakkale boğazının en dar yeri olan (Nağra) geçidinin genişliği 2000 metre; denizin dibi taşlık ve derinliği ise 100 metreden fazla; akıntının sürati ise 3;4 mil kadardı ki bütün bunlara üstün gelmek lâzımdı.

1915 - senesi Haziranında bazı zayiat vermelerine rağmen düşman denizaltı gemileri boğazdan geçmelerini sıkİaştırınca bu hal "Gelibolu" üzerindeki harbin icrasına ciddi bir surette tesir yaptı ve ahaliyi de yüksek derecede heyecana düşürdü; bu cihetle Amiral ( Souchon ), boğazlar umum kumandanlığına tedbir olarak Çanakkale boğazının kapanması lüzum ve zaruretini beyan etti ve fakat boğazlar umum kumandanlığı bu zarureti reddettiğinden donanma tekmil enerji ile Çanakkale boğazını âğ maniası ile kapamaya teşebbüs etti.

Bu esnada bazı manialara da galebe çalmak" ve onları bertaraf etmek te lâzım geldi. Türkler evvelâ bu mania için lâzım olan miktarda materiyalin mevcut olmadığını ve tedarik etmekte mümkün olmadığını söylediler; fakat bilhassa kıdemli yüzbaşı (V. Tippelkirch) tarafından uzun ve fevkalâde maharetle icra edilen tarzı hareket sayesinde bu müşkülât ta bertaraf edildi. Bu esnada ihtiyat kıdemli yüzbaşı ( Hoefer ), dağ sanayi sahasına bir seyahat yaptı ve burada mevcut tesisatta ve hattı havai tesisatında kullanılamıyan ve maksada az uygun ve fakat nede olsa kullanılabilecek olan tel halatları temin etti. Ayni zamanda karargâhı umuminin yardım ile dahildeki sanayiden de lüzumu olan materiyaldan ehemmiyteli miktarda tedarik etti. Fakat lüzumu olan her şeyin esas menbaı yine tersane idi ki burada miktarı bilinmiyen demirler, zincirler, kilitler, şamandıralar, telhalatlar ve emsali materiyal senelerden beri bir tarafa atılmış ve büyük bir kısmı enkaz ve hurda yığınları halinde bulunuyordu. Bu kıymetli eşyanın muhafızı kıymetli bir zabit olan Türk deniz kaymakamı Remzi bey, başlangıçta büyük mikyasta ve gitgide artan talepler karşısında bunları vermemek istedi ise de nihayet kendisini ikna etmek hususundaki talâkati lisaniye karşısında bir şey yapamıyacağını ve elinde hiç bir şey olmadığına alâmet olarak daima (Allah) diyerek ve (Ah) lar çekerek teslim, oldu ve bu teslimiyeti gayrı kabili içtinap idi. Tersane içinde büyük ve geniş olan mahalde takriben 100 kadar deniz askeri, telhalatlarla çalışmayı fevkalâde bir surette öğrendiler ve böylece yakaları kuvvetli 60 metre uzunluğunda ve 30 metre derinliğinde gözlen 4X4 metre olarak ağları yapmakla meşgul oldular. Kendi stim kuvvetile müteharrik takriben 20 ton kaldırma kuvveti olan seyyar algarina İstanbul limanında büyük vapurların bağlanması için kullanılan büyük şamandıraları kaldırmağa başladı ve bu şamandıralarla bunlara ait olan demir zincirler, Çanakkaleye gönderebilmek için yelkenli mavnalara istif olundu. ( Barbaros Hayrettin) zırhlısının kumandanı, deniz binbaşısı (Lorey), (Turgutreis) zırhlısının gemici olan birinci zabiti kıdemli yüzbaşı (Celâl) ve takriben 60 kadar Türk deniz askeri ile, bitirilen ve hazır edilen materiyali alıp bunlarla mevkiinde kapama işine başlamak üzere 27 Haziranda Çanakkaleye gitti.

Deniz binbaşısı (Lorey), gemisinin kumandanlığını tekrar üzerine almak üzere 17 - Temmuz da İstanbula geldiği zaman manianın üçte ikisi konmuş bulunuyordu. Bu veçhile şöyle böyle türk vasıtalarıyla ve büyük gemicilik müşkülâtına rağmen müessir bir manianın yapılabileceği gösterilmiş oldu. Şimdi ihtiyat kıdemli yüzbaşı (Hoefer), manianın yapılmasını üzerine aldı. Ancak elinde Türk personeli bulunan ve bunlarla çalışmak mecburiyetinde olan mumaileyh, yorulmak bilmiyen gayreti, ve fevkalâde olan gemici kabiliyeti ve iş becerme iktidarı sayesinde öyle bir eser meydana koydu ki sonradan Almanya'dan gönderilen mütehassıs bile tekmil sanayiin yardımcı vasıtalarına mazhar ve bu vasıtalar emrine hazır olduğu halde daha iyisini meydana koyamadı. Şamandıralar 60 metre mesafe ile demirlendi ve yapılıp bitirilen ağlar, sephiye ağaçlarına bağlandıktan sonra kendilerine yüzme kabiliyeti vermek için beheri iki şamandıra arasına asıldı.İşe evvela Gelibolu tarafından başlandı. Mania, kabili seyir suyun ortasına yaklaştıkça hemen hemen bir hat üzerinde bulunması lâzım gelen şamandıraları demirlemek daha ziyade müşkülleşti. Demirler birden bire bırakılımayarak, boşa 20 şer metre zincir vermek suretile algarinadan bırakılması lâzım geldi. Bu esnada bir küçük römorkör de algarinayi akıntıya karşı mevkiinde tuttu, iş ilerledikçe bir çok kıymetli tecrübeler toplandı ve bunlardan istifade edildi. Sephiye argaçları yerine ağları taşımak için sephiye şamandırası olarak boş mayın zarflan kullanıldı. Ve ağların alt yakalarma da, şiddetli olan akıntıda bunların sürüklenüp yukarıya doğru kaldırılmasını mümkün mertebe menetmek için eski zamandan kalmış ve istihkâmların etrafında yığın halinde bulunan taş gülleler bağlandı. Ağ yaka halatlarının şamandıra etrafına geçip dolaşmasını menetmek için ağlar kısa ve kuvvetli olan zincir kösteklen ile şamandıralara bağlandı. Manianın yapılması tabiî olarak düşman tayyarelerinin keskin bakıcı gözlerinden uzun zaman saklanıp gizlenilemedi. Her gün 3 - 4 tayyareden mürekkep düşman tayyare filoları iki hatta üç defa geldi ve bomba atmak suretile maniayı tahribe ve üzerinde çalışmayı menne teşebbüs ettiler. Mevcut müdafaa vasıtası sayesinde düşman tayyareleri daima yüksekte uçmaya icbar edildiler; bu veçhile bomba atışları pek ehemmiyetsiz bir hale getirildi. Maamafih bu daima tekerrür eden tayyare taarruzlarından ve düşman harp gemileri tarafından sık sık yapılan aşırtma ateşlerinden işler hassas bir surette müteessir oldular. Fakat zaman ile, efratta, alışkınlık hâsıl olduğundan bu taarruzlar o kadar tesir etmez oldu. Manianın bitirilmesine tekmil enerji ile çalışılmış olduğundan 26 Temmuz 1915 te mania hitama erdi. Daha ıslahata başlamadan evvel 28 Temmuz - 6 Ağustosta Çanakkale boğazındaki ağ maniası gibi istanbul boğazı ağzına da Tellitabya ile Macar bankı arasına bir ağ maniası konuldu. Bu mania 650 metre uzunluğunda idi. 14 şamandıra arasında 11 ağ asılmıştı ki hemen hepsi de denizin dibine kadar uzatılmıştı. 14 üncü şamandıra ile Macar bankı arasında (Göben) ve (Breslav)ın geçmesi için 125 metre genişlikte bir geçit bırakıldı. Gerek derinlik ve gerek akıntı şeraiti, Çanakkaledekinin aksine olarak burada işlerin kolaylıkla ve sıhhatle çalışılmasını mümkün kıldı ve düşman mukabil tesirinden de müteessir olmadı. İstanbul boğazı maniası konur konmaz hemen Çanakkaledeki manianın ıslahına başlandı. Çanakkalede 28 şamandıra demirlendi ve bunlara 25 ağ asıldı ki takriben 1550 metrelik bir perde teşkil ediyordu. Evvel emirde ağların altından geçmeyi gayrı mümkün kılmak için bunların derinleştirilmesi icap etti. Fakat muvafık tel halatların noksaniyeti mühim muşkülâtı mucip oldu. Elde yalnız 8- 10 santimetre muhitinde (Burgata) eski ve güç bükülür kuvvetli demir tel halatlar vardı ki bunların üzerinde çalışmak çok yorucu ve zahmet verici idi ve ağların kendi ağırlıklarını pek fazlalaştırıyor ve böylece esasen pekte iyi olmıyan şamandıraların taşıma kabiliyetini müteessir ediyordu. 14-Ağustos - 1915te bir düşman denizaltı gemisi maniada tutuldu. Bir kaç dakika zarfında iki defa su üstüne çıktı ve Türk mania bataryaları tarafından şiddetli bir surette ateş altına alındı; anlaşılan bu denizaltı gemisine bir şey olmadı. Çünkü: Bir kaç saat sonra yakininde (Akbaş) limanında müteaddit nakliye gemileri torpitolandı. Türk ateşile dört şamandıra batırıldı. Bunlarla beraber dört te ağ batırıldı ki bunlardan iki tanesi sonradan denizden çıkarıldı. Bu suretle açılan geçit hazır bulundurulan ihtiyat ağlarla birbuçuk gün içinde tekrar yama suretile kapandı.

Bundan sonraki günlerde General ( Leyman Von Sanderes ) in talebile (Akbaş) limanındaki gemileri düşman torpitolarından korumak için (Akbaş) önüne bir muhafaza maniası kondu. ( Akbaş ) ta tekmil Gelibolu yarımadasında muharebe yapan 5 inci Türk ordusu için gelen nakliyeler yüklerini boşaltıyorlardı. Bu cihetle denizaltı gemileri burada en kıymetli taarruz hedefleri buluyorlardı. Manianın ıslahı işi esnasında ağ efradının bir kısmı ile büyük bir enkazın bertaraf edilmesi için çalışıldı ki bu enkaz giren ve çıkan düşman denizaltı gemileri için fevkalâde işe yarar rehber alâmeti yerine geçiyordu. Bu enkaz top ateşile batırılan ( Garp ) namında ki mayn kontrol gemisi idi ki (Nağra) bankı üzerinde akıntıya aykırı olarak oturmuştu ve delikdeşik olmuş bir tekne ile bir saç güverteden ibaret idi. Çıkarılabilecek her şey gemiden çıkarılmış; dışındaki deniz suyunun yüksekliği kadar içinde de ayni yükseklikte su vardı. Mermi delikleri lumbuzlar, valflar, frengiler... ilâ ağaç tıkaçlarla tıkandıktan sonra teknenin suyu tulumba ile boşaltıldı ve ağır demir ve ona göre palanga ve donanım kullanmak ve bunların hepsi için de insan kuvveti kullanmak suretile 14 gün çalışarak gemi yüzdürüldü ve derin suya atılan demir üzerine çekilerek gidildi ve orada batırıldı. Bu işin semeresi için çok beklendi. Bir kaç gün sonra, 14 - Eylülde içeri girmekte olan bir düşman denizaltı gemisi (Nağra) bankına yakın olarak ağa takıldı ve bir kaç saat sonra geminin yattığı yerden takriben 100 metre uzakta iştial ettirilen bir bomba ile deniz üstüne çıkmaya icbar edildi. Bu, ingilizlerin (E. 7) denizaltı gemisi idi. Mürettebatı gemiyi terkettiği zaman bir kaç römorkör de bunu karaya doğru çekmek için bağlamış bulunuyordu. Sonuncu olmak üzere gemiyi, kumandanı terketti. Fakat gemiyi terketmezden evvel batırmaya teşebbüs etmişti ki bu menedilememişti. Gemi, denizin üstüne çıktıktan takriben dört dakika sonra battı ve 3 şamandıra ile 3 ağı da beraberinde sürükledi. Bu veçhile açılan aralık ta bundan sonraki iki gün içinde tekrar kapandı. Gitgide ilk konan ve ancak 35 : 40 metre derinliğe kadar ulaşan ağlar 70 metre derinlikteki ağlarla değiştirildi. Düşman denizaltı gemilerinin maniadan geçmeye teşebbüs ettikleri mükerreren görüldü ve çok defa da muvaffakiyetle geçtiler ve maniaya büyük hasar yaptılar. Bu hal, birinci manianın hemen ön tarafında bir ikinci ağ maniası daha yapıp düşman denizaltı gemilerinin geçmesini daha fazla müşkülleştirmek kararını verdirdi. Şamandıraların demirlenmesi düşman tayyarelerine uzun müddet gizli kalmadı ve onların fazla faaliyette bulunmalarım mucip oldu ki yapılan tayyare taarruzları öyle söylenmeye değer hasar yapamadılar. Buna mukabil mevsim ilerledikçe maniada çalışmak fena hava dolayısile daima sık sık teahhur etti.

Ağ kumandanı, personal müşkülâtile de mücadele etti. Yalancı hastalıklar dini ^bayramlar ve emsali şeylerle yapılan izinli gitmeler ve bir çok meşakkatlerle yetiştirilen Türk efradının değiştirilmesine sebep oldu. Mania muhafızlığında 15,ton büyfiklâğünde, güverteli ve bir tane 3,7 santimetrelik topu bulunan motorbotlar kullanıldı ki bunlar manianın muayyen şamandıralarında bağlı olarak bulunuyorlardı. Hava hafif fenalaşınca, yahut az bir dalga olunca botların ( Stormy Weather - Fırtına - ) bahanesile mevkilerini terketmesi adeta kaide idi; hakikatte ise deniz tutmasındaki korku, esas sebebi teşkil ediyordu. Fakat bunların içinde şerefli müstesnaları da vardı. Maçunanın kaptanı Mustafa ve yavaş yavaş 120 kişiye çıkarılan tekmil personalın kumandanı deniz Binbaşısı Asaf Bey ve diğer bir kaç zabit öyle kimselerdi ki mania kumandanının talimatını seve seve tatbik ederler ve icap ederse başlı başına doğru bir anlayışla nerede çabuk'bir yardım veya iş yapmak icap ederse onu başarırlardı. Denilebilirki hemen hemen efradın hepsi de kıvmetli, tecrübeli ve cesur gemicilerden mürekkepti. Türk zabitlerinin tâli vezaifte çok asker kullanmak hususundaki alışkanlıkları, başlangıçta efradın binnisbe küçük bir kısmının bilfiil ağ ve mania işlerinde kullanılmasını mucip oldu. ihtiyat kıdemli yüzbaşı (Hoefer) tarafından istenilen bir listede mevcut 117 kişi den ancak bilfiil 37 kişinin hakikî işe tahsis edilmiş olduğu görüldü. Türk hissi ve duygusu nazarı dikkate alınarak, arkadaşane bir şekilde efrat maksada uygun bir şekilde tevzi ve taksim edldi. Zabitler yavaş yavaş, bu yeni tanzim ile imtizaç ettiler; Fakat, bu okadar kolay olmadı; hattâ bazıları bahanelerle çekilip gittiler. Bu esnada îstanbuldan, Bulgaristandan temin edilen işe yarar kullanışlı tellerden çok miktarda ( Çanakkale ) ye gönderildi. ( Hamidiye ) tabyasında da bir takım eski kablo rodaları bulundu ki bunlarda iyi olarak kullanıldılar. Şamandıra mes'elesi, düşünülecek bir halde idi ve öyle de kaldı. İkinci manianın konulması için elde mevcut tekmil şamandıralar kullanıldı. Herhangi bir şamandıra kaybolsa yerine konulabilecek artık şamandıra da yoktu. Elde mevcut demirlerin adedi de bazı endişeleri mucip olacak kadar azdı. Kullanılan demirlerin hepsi de düşündûrcek büyüklükte idi. Muazzam ahşap çivili büyük ve ağır eski yelkenli harp gemilerinin demirlerinden tutunuzda modern 1 : 2 ton ağırlığındaki martens demirlerine kadar her cins demir vardı. Sonradan şemsiye demiri kapak demiri dedikleri elde mevcut tekmil şamandıra demirleri de kullanıldı ki bunların taşlıklı kaırdaki tutucu kuvvetleri pek azdı. Bu hususta kullanılan materiyal, cem'an 50 büyük gemi şamandırası, 70 demir, takriben 9000 metre demir zinciri ve 130000 metre tel halattan ibarettir. Düşman denizaltı gemilerinin manianın altından geçmek yahut zorla geçmek hususundaki teşebbüsleri arasıra fasılaya uğradıysa da hiç bir vakit arkası kesilmedi. Daima yapılan gözetleme, düşman denizaltı gemilerinin hemen daima ayni yerden ve hemen hemen muntazam bir zaman fasılası ile geçtiklerini gösterdi. Bu yere yeni ve şüpheden azade olan sağlam materiyal kullanmak suretile 3X3 eb'adındaki gözlerile 110 metre uzunluğunda ve 80 metre derinliğinde, üç şamandıraya asılı ağ kondu.

Bu yapıldıktan bir kaç gün sonra 25 - Teşrinievvelde Çanakkale boğazında muhtelif noktalardan bir denizaltı gemisinin, girdiği rapor edildi. Saat 14 te, mania yeni ve kuvvetli ağın asıldığı yerden içeriye doğru kuvvetle gerildi. Anlaşılan denizaltı gemisi tamyolla manianın içine doğru seyretti. Kösteklerden biri koptu ve pek az sonr0a gemi, manianın önünde denizin üstüne çıktı ki hazır bulunan motorbotlar tarafından hemen ateş altına alındı. Gemi daldı; takriben 10 dakika sonra manianın öbür tarafında kule ve güvertesi sudan yukarı olduğu halde ve başı (Nağra ) ya dönmüş olduğu ve üzerinde hiç bir sürat olmadığı halde yine çıktı. Üç motorbot bundan takriben 60 metre kadar açık bulunuyordu; Hepsi birden takriben 60 mermi kadar ateş ettiler; bunun üzerine gemi yine ortadan kayboldu. Takriben yarım saat sonra gemi tekrar karakol botlarından hemen yine ayni mesafede tamamen deniz üstüne çıktı bu defa da makineleri çalışmıyordu; ancak karakol botları gibi ayni derecede o da akıntı ile tarıyordu. Bundan evvelki gibi yine ateş altına alındı ve gemi tekrar daldı. Saat 16 da kule ve baş tarafı sudan yukarı çıktığı ve başı Hamidiye istihkâmına çevrilmiş olduğu halde yine göründü. Karakol botları tekrar 200 metreden ateş açtılar. Bu ateşe tabyalar da iştirak etti. Bu ateş esnasında düşman tayyare filosu göründü ve karakol botlarına bir çok bombalar attılarsa da bunların hiç biri hedefine isabet etmedi. Bot Kilidülbahir-Hamidiye hattı üzerinde ve Kilidülbahirden takriben 500 metre mesafede kayboldu. Bir kaç saat sonra açık gümüşü renginde boyanmış bir denizaltı gemisinin (Çanakkale ) boğazından dışarı çıkmakta olduğu rapor edildi. 1915-senesi Teşrinisanisi nihayetine doğru mania şiddetli lodos fırtınasından fena halde müteessir oldu. Müteaddit şamandıralar ağlarile ve demirlerile taradılar; bazı şamandıralar da battılar. Fırtına bir kaç gün devam etti ve bunların kurtarılmasını ve yerine konulmasını fevkalade müşkülleştirdi. Manianın yırtılmasile, düşman denizaltı gemisinin faaliyeti, pek az derecede olsa da, başladı.Düşman tayyareleri, bazan da on tayyareden mürekkep filo halinde gelerek, faaliyetlerini pek fazla arttırdılar. Aşırtma ateşleri zayıfladı. Kânunuevvel başında, hafif bîr sabah sisi içinde düşman tayyareleri akıntıya karşı uçarak takribin 400 metre yüksekten bir kaç bomba attılar bu bombalar paraşüt ve yüzücü maddelerle mücehhezdi ki bunların üzerinde de infilâk maddesi vardı. Karakol botları, bu infilâk maddeleri daha maniaya gelip takılmadan evvel bir kaç tanesini tüfek ateşile imha ettiler; bunlardan iki tanesi de maniaya takılıp kaldıki bunlar patlamamıştı, efrat tarafından imha edildi.

Bu esnada Almanyaya yeni şamandıra ve telhalat sipariş edildi. Bu materiyal demir yolunun Sırbistan yolile îstanbula kadar açık olduğu zaman, getirilerek hemen kullanıldı. İngiliz ve Fransızların Gelibolu yarımadasından çekilmesile Marmarada denizaltı gemisi harbi de nihayet buldu. (Nağra ) ve ( istanbul ) boğazına konan ağ maniaları harbin nihayetine kadar kendilerinden beklenilene karşı sebat göstermişlerdir ve pek fazla müşkülâta rağmen yapıcıları gerek gemici ve gerek teknik cihetile fevkalâde bir eser meydana koymuşlardır.

Amiral Korey'in bu lahikası hakkındaki noktai nazarım

Dz.Yarbay Tekirdağlı H. Sami

Çanakkale boğazı ve Istanbul boğazı ağ maniaları hakkında boğazlar umum kumandanlığının (Alman ) ve ağlara memur edilen Alman zabitlerinin verdikleri rapora nazaran yazılan bu lahika hatalıdır; ve bizim için tavzihe de muhtaçtır. (Çanakkale) muharebelerinin çok sıkışık bir zamanda deniz yolundan gönderilmek istenilen bir fırka kadar kuvvetin (Galata) ve (istanbul) rıhtımlarından yükletildiği bir sırada limanda boş olarak bulunan (istanbul ) vapurunun torpitolanması üzerine bu andan itibaren kıtaat için deniz yolunun kullanılmaması takarrür etmiş ve düşman denizalı gemileri bütün askerî makamların gözü önünde büyümüştü. Yoksa amiral ( Lorey ) in dediği gibi bu hal, sadece ahali üzerinde fena tesir icra etmekle kalmamış askerî olan tesirini de göstermişti. Böylece düşman denizaltı gemileri, şimdiye kadar uğruna çalıştıkları gayenin büyük bir kısmını temin etmiş oldular. Amiral ( Lorey ), ( Çanakkale boğazındaki şeraitin, şimdiye kadar teşebbüsün faide temin edecek bir surette yapılmasını gayrı mümkün göstermişti) diyor ki bu, hakikate uymıyan bir sözdür. Isbat ve delili de sonradan işin ciddî tutulmasile bunun imkân sahasında görülmesidir.

Daha istanbul limanında (istanbul) vapuru torpitolanmadan evvel Çanakkale ağ maniasının konulmadığını gören Bahriye nezareti erkânı-harbiyesi (istihbarat şubesi), denizaltı gemilerine karşı mevcut müdafaa tertibatlarının hepsinin de işe yarayacağı kanaatinde bulunduğundan bu sebeple alman donanma kumandanı üzerinde müessir olabilir düşüncesile başkumandanlığa, ele geçirilen bir ağ maniasının resmini göndermiş ve böylece gerek başkumandanlığın ve gerek donanma kumandanlığının nazarı dikkatini celp etmişti. Fakat o zaman bu hal, anlaşılan başkumandanlık ve donanma kumandanlığı üzerinde bir tesir icra etmedi. Amiral ( Şoson ) un Türkiyede^ bulunduğu müddetçe harekatı yakinen tetkik edilirse bu zatın ciddî zayiata uğramadan tedbir almadığı görülür. Amiral (Lorey ) in yazılarından bu defa da başlangıçta boğazlarda ağ maniasının konulmasına mevziî şeraitinin münasip olmadığını öğreniyoruz ki bu, hiç bir tecrübeye istinat etmiyen hayal mahsülidir. Fakat vaziyet ciddileşince bu, amiral ( Şoson ) un da bir şerefi meselesi oldu. Tersanede çitten kıymetli gemicilerimizden olan ( Turgutreis ) birinci zabiti Celâl beyin nezareti altında Türk personalı tarafından bir ağ parçası hazırlandı "ve bunun Salıpazarı önünde yine Celâl beyin nezareti altında ve bahriye nezareti müsteşarı, komodoru ve alman donanma kumandanı huzurlarile tecrübesi yapıldı. Muvaffakiyet görülerek her iki boğaza ağ maniasının konulabileceğine alman donanma, kumandanı da kani oldu. Haliç komodoru kaymakam Remzi beyin bu ağ manialarını yapmak için tersanede mevcut malzemeyi vermek istememesi ve nihayet (Hoe-fer ) in talâkati lisaniyesi karşısında ( Allah ) diyerek ( Ah ) lar çekerek vermesi bir efsanedir. Bu yazılarda yalnız (Hoefer) in talâkati lisaniyesidir. Kıymetli bir zabit olduğu amiral ( Lorey ) in de itiraf ettiği Remzi bey muhterem bir vatanperverdir ki, vatanını nasıl seveceğini kendisi bilir ve bunun icabatını takdir eder.

Mevzuubahs olan ( malzemeyi vermemek istemesinden ) kendisini her veçhile tenziye ederim. Ağları yapanlar, nezaret edenler, onları bin müşkilât ve tehlike içinde boğazlara koyanların hepsi de halis Türktürler ve ellerinde bulunan vesait, zamane vesaitine nazarn, teşbihi caizse, kalûbelâ vesaiti olduğu halde bunlar yine öyle bir ağ maniası vücude getirmişlerdir ki bu eser amiral ( Lorey ) in de müevvelen itiraf ederek söylediği veçhile gemici ve teknik itibarile fevkalâdedir ve daha iyisini sonradan Almanyadân getirilen mütehassıs bile tekmil senayiin yardımcı vasıtalarına mazhar ve bu vasıtalar emrine hazır olduğu halde meydana getirememiştir. Bu maniada kullanılan şamandıralar ( 2,5 : 5 ) ton ağırlığında idi ve bu su derinliğinin birbuçuk misli uzunluğundaki zincirlerle demirlenmişti. Sonradan fırtınalı kış mevsimi gelince bunun kâfi gelmediği anlaşıldı. Şiddetli havalarda bu ağlar parçalandılar. Bunun üzerine ağlar yalnız 8 ; 12 ton ağırlığında ( bazen iki küçük parçadan mürekkep) ye su derinliğinin iki mislinden daha uzun zincirlerle demirlendi. Bu zincirlerin üçte biri en ağır malzemeden yapılmış olup denizin dibinde daha büyük bar mukavemete malik idiler. Zincirlerin geriye kalan kısımları, şamandıranın mümkün mertebe ağırlığını hafifletmek için daha ince ve hattâ kısmen kuvvetli tel halattan yapılmıştı. Çanakkale boğazında hemen daimî surette cenuba doğru mevcut olan akıntıdan dolayı manialar evyelâ. yalnız şimale doğru demirlendi. Lâkin kuvvetli lodoslar ile cenuba doğru dahi demirlenmesinin zarureti olduğu tahakkuk edince daha başlangıçta hem şimal ve hem cenuba doğru demirlenmiş olan münteha Şamandıralarından başka bilhassa kuvvetli dalga ve cereyanlara maruz ,kalan mevkilerdeki şamandıralar dahi şimal ve cenuba doğru demirlendi.

Yazın ağları zorla parçalayıp içeri girmeye çahşan düşman denizaltı gemileri müteaddit defa göründü. Marmaradan gelen denizaltı gemileri ağları yırtmakta olduğu görüldüğünden gerek bunların ve gerek hariçten gelen denizaltı gemilerinin geçişlerini menetmek düşüncesile muvafık bir mesafeden ikinci bir mania daha kondu. Eğer bu işe vaktinde teşebbüs edilirse ve malzeme de tedarik edilseydi ve bu ağ maniaları da mayın manialarıle müştereken tesir edecek bir surette yekdiğerlerine alâkalandıracak surette konsaydı Marmaraya hiç bir denizaltı gemisinin geçemiyeceği muhtemelen tahakkuk ederdi. Bu takdirde biz de Marmarada bu yüzden ( Mes'udiye), { BarbarosHayrettin ) zırhlılarile, ( Pelenkiderya ) torpito gambotu, { Yarhisar ) torpito muhribi, ( Nurülbahir ) gambotu, ( Samsun ), < Nafra)(Sakız) yardımcı harp gemileri ile (Halep), (Ceyhun), ( Garp ), ( Pilevne ), ( Bandırma ), ( Bülbül), (Hayrullah ), (Edremit), (Tecelli), ( Biga ), ( Kesendire ), ( Hanefiye ), ( Sofya ) ve (Tuzla ) namlardaki ticaret gemilerimizi kaybetmezdik. Şu veçhile Çanakkale boğazında ve Marmara denizinde düşman denizaltı gemilerinin faaliyetine kurban düşen harp gemilerimizin mecmu tonası 20951, tüccar gemilerimizin mecmu tonilâtosu da 14903 tür. Burada düşman denizaltı, gemilerinin torpitoladığı harp gemilerinizle tüccar gemilerinin isimleri sayılmamış olduğundan mecmu rakamlara da dahil edilmemiştir. Ayni zamanda Marmarada düşman denizaltı gemileri tarafından yapılan ve adetleri pek çoklara varan yelkenli merakibimiz de ve müttefiklerimize ait tüccar gemileri de bu rakamlardan hariç bulunmaktadır. Maamafih yalnız sayılan gemilerin tonajını para ile ifade etsek bile yine korkunç bir yekûn karşısında kalırız ki bu vaktile hazırlıksız olarak harbe girişimizin ve her türlü ihtimallere karşı hazır bulunmayışımızın tabii bir cezasıdır. Başka bir ifade ile söylemek lazım gelirse tel, demir ve şamandıralara malik olmayışımız yüzünden böyle adetleri çoklara ve kıymetleri pek yükseklere varan ve bizim için kelimenin tam manasile pek kıymetli olan gemilerimizi kaybettik demektir. Bunlara mukabil ( Jol), ( Maryot), ( Safir ), ( Turkuvaz) denizaltı gemilerini kaybettiler ki bunlardan 398/500 ton maimahrecinde bulunan ( Jol )^ mayısın 11 inci günü boğazdan içeri girerken maynlardan birine çarpmak suretile battı ve mürettebatından hiç kimse kurtulmadı.

530/630 tonluk ( Maryot ) denizaltı gemisi ise 1915 senesi Temmuzunun 25 inci günü Marmaraya geçmek üzere seyrederken ( Nağra ) da bulunan ağ maniasına pervanesi takıldı. Deniz üstüne çıktığı zaman açılan ateşle de kulesinden isabet aldı. Binnetice Fransızlar deniz musluklarını açarak gemilerini batırırken teslim olan mürettebatı da karakol gemimizin filikası tarafından alındı. 390/400 tonluk ( Safir ) de içeriye girerken ( Nağra ) koyunda buldurmuştu. Sonradan deniz üstüne çıkmak mecburiyetinde kalan bu gemi, teslim bandırası çekti. Mürettebatı, esir edilerek kendisi de battı. ( Safir ) in eşi olan ( Turkuvaz) da 1915 senesi Teşrinievvelinin 30 uncu günü Marmaraya geçmek isterken ( Akbaş) önünde buldurdu* Su yüzüne çıkar çıkmaz sahilden atılan mermi kaptan kulesini deldi; Mürettebatı teşkil eden 28 Fransız teslim oldu. Römorkör ve muhriplerimiz bunu oturduğu yerden kurtardı. İstanbula getirilerek ilk mermiyi isabet ettiren nişancının ismine izafetle ( Müstecip onbaşı ) namını vererek donanmamız meyanına alındı. Mütarekede İstanbula gelen Fransızlar, ( Turkuvaz ) ı alıp götürdüler.

Fransızların kaybettikleri bu 4 denizaltı gemisine mukabil ingilizler de ( AE 2 ), ( E 15 ), ( E 7 ), ( E 20 ) ve ( E 14 ) denizaltı gemilerini kaybettilerki bunlardan 800 tonluk (AE 2) denizaltı gemisi 3-Nisanda Marmarada (Sultanhisar) torpitobotumuz tarafından top ateşile batırılmışı beyaz teslim bandırası çeken mürettebatı da esir edilmiştir. 725/810 tonluk ( E 15 ) denizaltı gemisi de 17 - Nisan - 915 te bataryalarımızın ateşi altında (Kepez) de hasarzede olarak oturdu. Teslim olan mürettebatı, gemilerini imha etmeğe vakit bulmadan esir edildiler. Gemi, ingilizler tarafından yapılan hususî taarruzlarla tahrip edildi; bu esnada* muhacim botlardan biri de top ateşile batırıldı.

726/810 tonluk ( E 7 ) denizaltı gemisi de 4 - Eylül - 915 te ikinci defa" Marmaraya geçerken pervanesini ağ maniasına taktırmış; takılı halde* bulunduğu bir zamanda atılan su bombası gemiyi deniz üstüne çıkmayâ' icbar etti ve su üstüne çıkar çıkmaz karakol botlarımız tarafından açılan ateş üzerine teslim olan 31 mürettebatı esir edildi, gemi battı. 725/810 tonluk (E 20) denizaltı gemisi de ( Çanakkale ) boğazında teslim olan (Turkuvaz) Fransız denizaltı gemisinde bulunan evrak meyamnda ( Turkuvaz ) ile ( E 20 ) nin Marmarada bir ( randevu ) su elde edildi. 6 - Teşrinisani - 1915 te bu randevuya gönderilen ( BU 14) alman denizaltı gemisi tarafından torpitolanarak batırıldı ve mürettebatından 9 kişi esir edildi.

725/810 tonluk ( E 14) denizaltı gemisi ise (Yavuz) un ( Nağra ) da oturmasile onun işini becermek üzere ( Nağra ) ya gönderilmişti. Fakat gemi ( Yavuz ) u bulamadı. Gambotlara karşı attığı torpitosu, geminin yakininde bulunan ankaza çarparak infilâk etti. Bundan geminin kendisi zarar görerek dalamıyacak hale geldi. Denizin üstünde seyretmek suretile boğazdan çıkmağa teşebbüs etti ise de bataryalarımız ve karakol merakibimiz bunu ateşe tuttular; teslim bandırası gösterdi. Ateş kesildi. Düşman yine kaçmağa teşebbüs etti. Düşmanın müteaddit kere yaptığı bu hileye tahammül edemiyen ve düşman denizaltı gemisini takip eden karakol botlarımızla bataryalar son defa düşmanı ateş altına alarak hatırdılar. Düşmandan 7 esir alındı. Bu veçhile Fransızlar cem'an 1708 ton maimahrecinde 4, İngilizler de takriben 3700 ton maimahrecinde 5 denizaltı gemisi kaybettiler, isimleri sayılan düşman denizaltı gemilerinden ikisi doğrudan doğruya ağa takılmak suretile hayatlarına nihayet vermişlerdir. Bunlardan başka İngilizlerin (E 12) denizaltı gemisi de boğazdan çıkmak için Marmaradan gelirken tam yolla ağı zorladı ve ağın bir parçasını kopararak sürükledi. Bundan kurtulmak için yaptığı manevralar esnasında su yüzüne çıktığı zaman botlarımız tarafından yapılan ateşle rahnedar olduğu halde boğazdan çıkmağa muvaffak oldu. Ağustos nihayetlerine doğru ( E 2) denizaltı gemisi de Marmaraya geçerken ağa takılmışsa da 10 dakika uğraştıktan sonra kurtulmağa muvaffak olmuştur. Bu esnada düşman neşriyatına nazaran karakol botlarımız tarafından bombalar atılmışsa da bunların küçüklüğü itibarile düşmana tesiri olmamıştır.

Düşman denizaltı gemileri gerek Marmarada ve gerek Çanakkale boğazında topçu ateşimizle ufak tefek hasarlara da uğramışlardır. Binaenaleyh düşman denizaltı gemilerinin faaliyeti dolayısile tarafeynin doğrudan doğruya ve bilvasıta uğradığı ziyanları mukayese edersek bizimkisinin personal ve materiyal itibarile, gayrı kabili mukayese derecede pek büyük olduğunu görürüz. Bu da birinci derecede boğazı iyi kapayamadığımızdan ve bu hususta hazırlıklı bulunmadığımızdan ehemmiyetsiz gibi duran malzemeyi vaktile tedarik etmemekliğimizden ileri gelmiştir. Bununla beraber yarımyamalak, çürükçarık vesaitle yapılan bir tek ağ maniasının düşmana verdirdiği zayiat ise bu gibi maniaların, mayn maniaları ve karakol tertibatile iyi bir halde alâkalan-dırılması halinde çok muvaffakiyetli olacağını gösterir. Çanakkale boğazında ağ maniasına takılan denizaltı gemilerinin bundan sonra maruz kaldıkları ahval iki noktai nazardan şayanı dikkattir. Evvelâ bu hal, ikinci bir ağ maniasının da mevcut, bulundurulmasını icap ettirir ki maatteessüf bu ikinci manianın şamandıraları, 1915 senesi Kânunuevvelinde ve ağ da 1916 senesi Şubatı nihayetine doğru konmuştur.

Ağa takılan denizaltı gemilerini imha edememeklikte ve bir parça ağı yüklenmiş olduğu halde yollarına arızalı bir surette devam eden düşman denizaltı gemilerini muvaffakiyetle takip edememeklikde de burada kullanılan karakol botlarının esliha da dahil olduğu halde evsafı amil olmuştur. 20 tonluk bu küçük motorgambotlar maniada şamandıralara bağlıyarak yattılar. Rüzgâr bordalarından estiği vakitte de. akıntı istikametinde salıp kaldılar. Bu cihetle rüzgâr bordalarından estiği zaman tahammül edilemiyecek kadar fazla salıntı yaptılar. Bu halde bile mevkilerini terkettikleri haklarında hiç bir şikâyet olmaması amiral (Lorey) in bu husustaki sözlerini tekzip edecek bir haldir. Pek fazla havalarda, esasen mürettebatı bir kaç neferden ibaret olan bu botlarda bir şey yapılamıyacağı muhakkaktır. Alman bahriyesinden de, İngiliz bahriyesinde de hâsılı bütün cihan bahriyelerinde de pek fazla dalgalı havalarda harekât yapılmadığı muhakkak olduğuna göre bittahsis burada bundan bahsedilişi çok şayanı dikkattir. Acaba bu pek fazla dalgalı havalarda o methedilen Alman mania kumandanları (!) nerede idiler? Türklerin takatten düştüğü veya bahaneler icat ettiği anlarda neden onlar vazifeye sevkedilmediler ? Böyle anlarda onların vazife başina sevkedildiği hakkında bir söz yazılmadığına ve sevkedilmediği de muhakkak olduğuna göre methedilen Alman mania kumandanı (!) vazifesini yapmış addolunabilir mi? istanbul boğazındaki ağ maniasına gelince: Amiral (Lorey ) in yazılarile boğaz umum kumandanlığının raporu arasında başkalık görülmektedir.

Bu rapora nazaran atılan şamandıraların adedi 16 ve mania da 810 metre uzunluğundadır. Ağlar, şamandıralara asılmış ve yanlarında olan diğer ağı 15 metre genişliğinde bir parça ile kaplıyacak veçhile tertip edilmiştir. Ağların alt kenarları 9 metreden 9 metreye eski top gülleleri ile ağırlaştırılmıştır; kuvvetli poyraz ve lodoslara rağmen mania, mevkiini değiştirmemiştir. Bu maniadan ne Marmaraya gelen ingiliz denizaltı gemileri ve ne de Karadenizde faaliyette bulunan Rus denizaltı gemileri geçmiye teşebbüs etmişlerdir. Bilhassa Rus denizaltı gemilerinin bu hususta hiç bir teşebbüste bulunmamaları kâfi derecede azim ve cesarete malik olmadıklarını göstermekle beraber kendilerinin ucuz ve tehlikesini zaferler peşinde çalışacak karakterde olduklarını göstermektedir. Her iki boğazın ağ manialarına temas ettik. Biraz da umumî olarak bu boğazlara konulan maynlarla, torpito bataryalarına temas edelim: Çanakkale boğazına mayn konulduğu zaman istanbul boğazına da mayn kondu. Bu müdafaa maynlarından birine Karadenize yapılan bir nakliyat esnasında (Berkısatvet) çarptı ki şayanı dikkattir. Bu hal bir kere müdafaa maynlarının mahzurunu ve İngiliz heyeti ıslahiyesi reisi amiral (Limpis) in tehlikei harpte bahriye nazırı Cemal paşaya söylmis olduğu bir fikrin makul olduğunu gösterir. İngiliz amirali Çanakkale boğazına mayn dökülmesini ve İstanbul boğazına ise dökmiyerek dökülmüş gibi hareket ve ilân edilmesini tavsiye etmişti ve hattâ 1870-1871 harbinde Almanların da kendi sahillerine mayn dökmedikleri halde döktüklerini ilân ederek Fransız gemilerinin esas maksadı olan buralara sokulmamasının temin edildiğini misal olarak söylemişti. Bahriye nazırı İstanbul boğazının Alman sahiline kıyas edilemiyeceğinden boğazın hassasiyetini nazarı dikkate almışsa da binnetice İstanbul boğazının bir İngiliz cephesi olamıyacağım düşünerek İngiliz amiralinin noktai nazarınını kanaati fenniyesi olarak telâkki etmişti.

Müdafaa maynlarının, leh ve aleyhinde bulunanlar vardır. Döküp dökülmemesi şeraite tâbidir. Daha ziyade zayıflara yaraşır bir müdafaa sistemidir. Maamafih kuvvetlilerin de bu usulü tatbik ettiklerini harp vakayii göstermektedir. Bu takdirde mesele mevkii coğrafi ile zayıf tarafın vesaiti harbiyesine ve göstereceği faaliyete bağlıdır. Boğazlarar mayn dökülmesinde daha ziyade şimdiye kadar bu boğazların mayala kapatılması hususundaki alışkanlık ile hissiyat amil olmuştur. İstanbul boğazına da mayn dökülmesinde bu alışkanlık ve hissiyatın müessir olduğuna şüphe yoktur. Buraya daha harbin başlangıcında hemen mayn döküvermeklikte şu cihetler düşünülmeli idi. Ruslar, boğazı ciddî bir surette zorlamak hususunda bir teşebbüste bulunmaya cesaret edebilirler mi idi? Tarafeyn kuvvei nisbiyeleri nazarı dikkate alındığı takdirde sualin cevabı menfi idi. Bu takdirde toplu hareket edemiyen Rusların donanmamızın esas vahitlerine karşı azimkârane ve cesaretle tatbik edebilecekleri münferit harekât kabil değil mi idi ? Sualini tetkik, etmek, icap eder. Büyük gemiler, (Yavuz) müstesna, Haliçte bulunduğu takdirde, böyle bir taarruza ancak (Yavuz) ile İstanbul limanında hultttöaii ticaret gemileri hedef olabilirdi. Bu gemilerden mümkün olabilen bir kısmı Halice çekilebilir diğerleri de limanda dağıtılabilirdi. Binnetice münferit Russ taarruzlarına yalnız (Yavuz) ile bu dağınık gemiler arz edilmiş olurdu. Bu hedeflerin de muhafazasını kendilerine bırakmak yahut müdafaa vesaitini yakınlarına çekmek doğru olamayacağından tedafüi sistemin ileri konulması esasına göre bu münferit Rus taarruzlarını karşılamak üzere esasen mevcut olan karakol sistemi, bu yeni vaziyeti de karşılayabilecek surette telif olunabilirdi. Buna zamimeten sahilin muvafık noktalarında ayrıca karakol postaları da konulabilirdi. Maahaza bu tedbirleri bile bu kadar genişletmek fazla idi; yalnızca mayn dökmüş gibi hareket etmek ve bunu ilân etmek maksada vefa* ederdi. Netekim Rusların böyle zorlamalara, hattâ münferit taarruzları olsun icra edecek kadar kendilerinde cesaret olmayışı da ayni noktai nazarın maksada vefa edeceğini filen teeyyüt etmiş oluyordu.

Dökülen maynların büyük gemilere karşı olduğu ve büyük gemiler için de bir geçit bırakıldığı nazarı dikkate alındığı takdirde istihbaratı kuvvetli ve cesur bir düşman için bu maynların da münferit taarruzlara vefa edemiyeceği kolaylıkla anlaşılır. Binaenaleyh alışkınlık ve hissiyata kapılarak dökülen ve dökülmesine vakayii harbiyenin de hak vermediği bu maynlar düşmana engel olmaktan ziyade bizi zarara sokmuş olduğundan İstanbul boğazına dökülmayerek sadece dökülmüş gibi hareket edildiği takdirde bu hattı hareketin daha muvafık ve münasip olacağını gösterir. Halbuki böyle hareket edilmedi; bu boğaza harpten evvel dört mayn hattı döküldü. Bir diğer hatta güya dökülmüş gibi gösterilmek üzere şamandıra ile gösterildi. Bunlar kifayet etmiyormuş gibi Rus donanmasının boğaza karşı bir kaç mermi atıp gitmesinden sonra Büyük limana bir mayn hattı daha kondu. Şiddetli havalarda maynlar tellerden kopup gitmeye başladılar. Bu veçhile kopan ilk mayn, 19 - 14 Eylülü nihayetinde Beykozda ( Korkovado ) Alman vapuru yanında patlatıldı. Kopan maynların - lodos havalarda ağlebi ihtimal Karadenize giden iki adetten maada - hepsi toplandı. 1915 senesi Şubatında maynlar çıkarılarak müessir olabilecek daha başka bir şekilde yeniden döküldüler. Sonradan hatlardan biri tamamile kaldırılarak yerine 810 metre uzunluğunda ağ maniası kondu. Bu takdirde de (Yavuz) için yine icabında ağ ile kapanabilir bir geçit bırakıldı. Harp esnasında bu ağ da kaldırıldı ve lüzumuna mebni Çanakkale boğazına gönderildi. istanbul boğazına dökülen maynlar ve konan ağa rağmen burasını yine emin görmiyen Almanlar 1915 senesi Martında torpito bataryasile teçhiz etmişlerdir. Buraya konan iki kovan ( Berkısatvet ) ten çıkarılmıştı. Mevcut iki torpito kovanlara sürülmüş, diğer ikisi de depo ihtiyatında tutulmuş idi. Torpitoları imlâ için ayrıca tesisat ta yapıldı. Düşmanın ufak bir hareketinde müdafaa sistemine yeni bir hattı müdafaa daha ilâve eden Almanlar, zannetmem ki istanbul boğazının maynlarla, ağ ile ve torpito bataryasile müdafaası ile tatmin edilmiş olsunlar. Bu boğaza birde zincir veya telhalat germek veya ecsamı sabiheden bir mania teşkil etmek suretile evvelki müdafaayı daha ziyade teşdit etmemelerine şükretmelidir.İ

istanbul boğazının müdafaasında kullanılan torpito bataryaları gibi ( Çanakkalede ) de iki mevkie torpito bataryası konmuştu. Bunlardan bir tanesi. evvelâ 1914 senesi Eylülünde eski paslanmış bir duba üzerine konmuştu. Bir mermi parçası bile bunu mahva kifayet edecekti. Bu hata, sonradan anlaşılarak duba üzerinde bulunan torpito kovanı söküldü. Bir diğer mevkie götürülerek Kânunusanide (Barbaros) ve ( Turgutreis) zırhlılarının kıç kovanları ile birlikte tabiye edildi ve bütün tesisatı ile birlikti? 1915 senesi Martından itibaren çalışır birhale getirildi. Fakat 18- Mart muharebesinde bulundukları mevkie bir mermi isabet ederek iki tanesi kullanılmaz hale geldi; fakat yapılan tamir neticesi üç hafta sonra batarya tekrar kullanılabilir hale getirildi. 1915 senesi Teşrinievvelin 21 inci günü bir düşman denizaltı gemisi periskopunu göstermiş olduğundan torpitolardan biri ateşlenmiş, torpito düşmanın 200 metre mesafesinde bulunan sığlığa çarparek infilâk etmiş ve düşman da bir daha görünmemişti. ( Hamidiye ) tabyasında bulunan denizaltı sada aleti ile de hiçbir sada duyulmaması düşmanın battığını zannettirmiştir. Bundan 4 gün sonra boğazdan çıkmak isleyen bir düşman denizaltı botuna karşı yine bir torpito atılmış ise de, talihsizlik olacak, bu torpito düşmanın altından geçerek Anadolu sahilinde ( Koca çay ) ağzında patlamaksızın karaya vurdu. Umumî olarak denilebilir ki boğazlara konan, bu manialar kendilerinden bekleneni bahriyemizin yüzünü ağartacak derecede ifa etmişlerdir.